Kanser Korkusu

Ana Sayfa / Blog / Kanser Korkusu
Yazar: Prof. Dr. A. Çağ Çal Ph.D
Ağustos 2, 2023
kanser-korkusu-kanser-hastaligi.

Kanser Korkusu

Kanser” kavramı ve korkusuyla tanışmamızın ilkokula başladığımız günlere denk geldiği düşüncesindeyim. Neredeyse son nefesimize kadar farklı tetikleyicilerle “kanser olma” kaygımız sürekli şiddetlen(diril)erek yaşamımızın bir parçası haline dönüşüyor. 

En azından olaylar benim için bu şekilde gelişti. Erken çocukluk günlerimde anneannem rahim ağzı (serviks) kanserinden yaşamını yitirdi. Işın tedavisi (radyoterapi) için zaman zaman annemle kendisine eşlik ediyordum, neler olduğunu anlamasam da. Derken bir gün sabah saatlerinde ablamla birlikte en büyük amcamın evine götürüldük, dolu dolu ağırlandık, akşam evimize geri döndük. Kimin dile döktüğünü hatırlamıyorum ama anneannemin kanserden öldüğünü, bir daha onu göremeyeceğimi öğrendim. Son günlerinde geçirdiği ağır kanamalar nedeniyle bembeyaz olan güzel yüzü halen zihnimde saklı duruyor. 

 

Bu kadar detayı nereden biliyorum?

Pratisyen hekim olarak çalıştığım bir yılın ardından gelen 34 yıllık meslek yaşamımın hemen tümünde kanser hastalığı ile mücadele eden hanımefendiler, beyefendiler, gençler ya da yaş almış hastalarımla beraber oldum. Kimi zaman kanser hastalığından tamamen kurtulmaları için birlikte gayret ettik, kimi zaman yaşam sürelerini bir nebze olsun uzatmayı hedefledik, bazen amacımız acısız geçecek günler yaratmak oldu. Hastalarımla geçen günlerimin bende yarattığı birikimden yararlanarak anneannemle beraber olduğum günlerime baktığımda başımıza gelenleri idrak edebiliyorum. Evin kokusu serviks kanseri olduğunu, ten rengi yoğun kanamalar yaşadığını, ardışık günlerde gidilen hastane ve halsiz hali radyoterapi aldığını, tedavisinin kobaltla yapıldığını, geç teşhis konulduğunu…

Her şeye rağmen hekim olmam ve onkolojiyi temel ilgi alanı olarak seçmem anneannemin yaşadıklarından kaynaklanmıyor, kesinlikle. Belki aksini söylesem çok kişinin nazarında daha sempatik olabilirdim ama gerçeği konuşmak her zaman tercihim.  Genel rakamlara baktığımızda insanın ölümüne en fazla yol açan hastalık kalp ve damar rahatsızlıkları. Bununla birlikte, istisnasız hemen her kadın ya da erkek kanser olmaktan kaygı duyuyor. Belki de kalpten ölmek doğal, kanserden ölmek başa gelen kötü şans veya kader kurbanlığı gibi görülüyor.

Bir diğer neden kanserden korunma, kanserden kurtulma gibi konuların günlük yaşamın içerisinde yer alması.  Yaşadığımız günlerde “kanserden mutlak korunmanın” mümkün olabilmesi bir hayli zor, kanaatime göre. Çünkü teninize ulaşan güneşten soluduğunuz havaya, içtiğiniz sudan tükettiğiniz gıdaya kadar akla gelebilecek her nokta kanser gelişimini tetikleyebilecek nitelikleri taşıyor. Mutlak sakınamasak da vücudumuzda kanser gelişmesine yol açabileceğini bildiğimiz kaynaklardan olanaklar ölçüsünde uzak durmamız mümkün. Sigaradan uzak durmak bu cümle için açıklayıcı bir örnek olacaktır. Mutlak korunmanın mümkün olamadığı kanserle mücadelede akıl erken teşhisin gücüne işaret etmektedir. Bu savı üroloji açısından ele aldığımızda prostat kanseri, mesane kanseri, böbrek kanseri ve testis kanserlerinde teşhisin erken konulması hastalığın seyrini, birçok vakada tedavilerle elde edilecek sonuçları doğrudan etkilemektedir. Diğer bir anlatımla; hastanın vücudunda bulunan kanser hücresi sayısı ne kadar az olursa uygulanan tedavilerin yararı, başarısı çoğu olguda artmaktadır.  

Sonuç olarak; kanser teşhisi akıl sağlığı yerinde olan herkesi korkutur, kaygıya sürükler. Çünkü kanserle ilgili hemen her insanın aklında kötü izler vardır, kayıplara ilişkin anılar bulunmaktadır. Hal böyle olsa da kanser; belli bir oranda korunmanın mümkün olduğu, erken teşhisle tam tedavinin sağlanabildiği bir hastalıktır.  Unutulmamalıdır ki, teşhis kanser olsa da tümü hayatı sonlandırmamaktadır.

Örneğin bazı prostat kanseri hastalarında “aktif izlem” yaklaşımını uyguluyoruz. Yaşamı tehdit etme riski düşük olan kanserlerde klinik değerlendirme, kan testleri, görüntüleme teknikleri yardımıyla hastalığın gidişini güvenle takip etmek mümkün. Eğer kanserin seyrinde bir kötüleşme söz konusu olursa tedavi uygulanarak hastalığı hızla kontrol altına almak mümkün. Şüphesiz bu yaklaşım için hastalığın erken teşhis alması büyük önem taşıyor. Kanser hastalığı kaygıya yol açsa da teşhis ve mücadele araçlarımız günümü şartlarında çok daha güçlü …

 

Kaynaklar

  • Zhao X, Wang Y, Liang C. Cigarette smoking and risk of bladder cancer: a dose-response meta-analysis. Int Urol Nephrol. 2022; 54:1169-1185.
  • Gansler T, Shah R,  Wang Y et al. Smoking and Prostate Cancer-Specific Mortality after Diagnosis in a Large Prospective Cohort Cancer Epidemiol Biomarkers Prev 2018; 27: 665-672.
  • Capitanio U, Bensalah K, Bex A, et al. Epidemiology of Renal Cell Carcinoma. Eur Urol 2019; 75: 74-84
Diğer İçeriklerimiz