Rezum: Nereden Nereye

Ana Sayfa / Blog / Rezum: Nereden Nereye
Yazar: Prof. Dr. A. Çağ Çal Ph.D
Aralık 26, 2023
Rezum probu

Rezum Tedavisi: Prostat Tedavisinde Yenilikçi Bir Adım

Rezum, Nereden Nereye? 

Kapalı Tekniklerin Karşılaştırması  

Üroloji kariyerim 34 sene önce, o günkü ismi ile İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başladı ve ilk yaptığım ameliyat “açık prostat” cerrahisi oldu. Bu teknik kendi özelinde kabul edilebilir bir mantığa, uygulama alanına sahip olsa da benim nazarımda vahşi diyebileceğim kadar kaba bir cerrahidir. Çünkü irileşen iyi huylu prostat dokusu parmak yardımıyla olduğu yerden adeta sökülürcesine, yolarcasına çıkarılır. Bugünün üroloji pratiğinde çok itibar görmediğini ve hayli az sayıda vakada açık cerrahi teknik uygulandığını düşünüyorum. 

Güncel pratiğimde yoğun olarak uyguladığım Rezum tekniğiyle açık prostat cerrahisini karşılaştırmak hayli insafsızlık olur. Çünkü açık cerrahi; en az 10cm cilt kesisi, mesanenin (idrar torbası) açılması, irileşen iyi huylu prostat parçasının yolunması, dokunun çıkarıldığı sahanın (loj) dikişlerle tamiri, açılan dokuların içeriden dışarıya doğru tabaka sırasına uygun şekilde dikilerek kapatılması demektir. Oysa Rezum hastanede kalmayı dahi gerektirmeyen, sıcak su buharıyla idrar akışını engelleyen prostat dokusunun yok edilmesi, idrar akışının kolaylaştırılmasıdır.

Rezum Tedavisi: Nereden nereye !!! 

Açık prostat cerrahisini terk edişimiz, en azından uygulama sıklığı olarak hayli azaltmamız şüphesiz hemen olmadı. Geçişten çok dönüşüm süreci olarak ifade etmeyi tercih edeceğim bu dönemde çok sayıda cerrahi yöntem geliştirildi, hemen hepsini yoğun bir şekilde uyguladım, etki ve yan etkilerini hastalarımla birlikte yaşadım. 

İdrar atımını sağlayan sistemin vücut dışına açılan noktası iyi huylu prostat büyümesine yönelik cerrahilerin geliştirilmesine olanak tanıdı. Penis ucundan idrar kanalına girilerek irileşen prostat dokusuna ulaşılması, bu dokunun elektrik akımı kullanılarak küçük parçalara ayrılıp (Resim 1) çıkarılması (TURP) işlemi ilk olarak 1926 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’ nden uygulandı. Kıta Avrupası ve Türkiye’ de ürologlar TURP yöntemine çok uzun süre daha temkinli yaklaştılar. İyi huylu bir hastalığın cerrahisi sırasında veya sonrasında yaşanabilecek yan etkilerin ilk dönemlerdeki uygulamalarda ölümle sonuçlanma potansiyeli, yöntemi öğretebilecek ürologların ABD gibi uzak ülkede yaşıyor olması, optik sistemlerin ve doku kesici enerji sistemlerinin henüz gelişme sürecinin başlarında olması bu gecikmenin temel nedenleri olarak kabul edilebilir. 

Resim 1: Prostatın kapalı teknikle küçültülmesi (TURP) cerrahisinin gerçekleştirildiği Stern-McCarthy sistemi.

Rezum, Nereden Nereye? Kapalı Tekniklerin Karşılaştırması Üroloji kariyerim 34 sene önce, o günkü ismi ile İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başladı ve ilk yaptığım ameliyat “açık prostat” cerrahisi oldu. Bu teknik kendi özelinde kabul edilebilir bir mantığa, uygulama alanına sahip olsa da benim nazarımda vahşi diyebileceğim kadar kaba bir cerrahidir. Çünkü irileşen iyi huylu prostat dokusu parmak yardımıyla olduğu yerden adeta sökülürcesine, yolarcasına çıkarılır. Bugünün üroloji pratiğinde çok itibar görmediğini ve hayli az sayıda vakada açık cerrahi teknik uygulandığını düşünüyorum. Güncel pratiğimde yoğun olarak uyguladığım Rezum tekniğiyle açık prostat cerrahisini karşılaştırmak hayli insafsızlık olur. Çünkü açık cerrahi; en az 10cm cilt kesisi, mesanenin (idrar torbası) açılması, irileşen iyi huylu prostat parçasının yolunması, dokunun çıkarıldığı sahanın (loj) dikişlerle tamiri, açılan dokuların içeriden dışarıya doğru tabaka sırasına uygun şekilde dikilerek kapatılması demektir. Oysa Rezum hastanede kalmayı dahi gerektirmeyen, sıcak su buharıyla idrar akışını engelleyen prostat dokusunun yok edilmesi, idrar akışının kolaylaştırılmasıdır. Rezum Tedavisi: Nereden nereye !!! Açık prostat cerrahisini terk edişimiz, en azından uygulama sıklığı olarak hayli azaltmamız şüphesiz hemen olmadı. Geçişten çok dönüşüm süreci olarak ifade etmeyi tercih edeceğim bu dönemde çok sayıda cerrahi yöntem geliştirildi, hemen hepsini yoğun bir şekilde uyguladım, etki ve yan etkilerini hastalarımla birlikte yaşadım. İdrar atımını sağlayan sistemin vücut dışına açılan noktası iyi huylu prostat büyümesine yönelik cerrahilerin geliştirilmesine olanak tanıdı. Penis ucundan idrar kanalına girilerek irileşen prostat dokusuna ulaşılması, bu dokunun elektrik akımı kullanılarak küçük parçalara ayrılıp (Resim 1) çıkarılması (TURP) işlemi ilk olarak 1926 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’ nden uygulandı. Kıta Avrupası ve Türkiye’ de ürologlar TURP yöntemine çok uzun süre daha temkinli yaklaştılar. İyi huylu bir hastalığın cerrahisi sırasında veya sonrasında yaşanabilecek yan etkilerin ilk dönemlerdeki uygulamalarda ölümle sonuçlanma potansiyeli, yöntemi öğretebilecek ürologların ABD gibi uzak ülkede yaşıyor olması, optik sistemlerin ve doku kesici enerji sistemlerinin henüz gelişme sürecinin başlarında olması bu gecikmenin temel nedenleri olarak kabul edilebilir. TURP tekniğiyle yüksek tedavi başarısı elde edilmesine rağmen hekimlerin ve teknolojinin arayışı durmadı. Çünkü, TURP etkin bir yöntem olsa da yan etkileri görmezden gelinemeyecek kadar fazlaydı. Özellikle doksanlı yıllar öncesinde TURP cerrahisi sonrası idrar kontrol sorunlarının çok sık yaşanması, operasyon sırasında gelişen kanamanın kontrol edilmesindeki zorluklar, ameliyat süresinin uzunluğu, cinsel yaşama olumsuz etkiler hekimleri ve hastaları sürece temkinli bakmaya sürüklüyordu. Tam böylesi sorunların zihinleri meşgul ettiği günlerde klinik kullanıma Yeşil Işık (GreenLight) Lazer Ameliyatı geldi (Resim 2). Bu teknik; prostat dokusunu çıkarmadan, olduğu yerde, lazer enerjisinin ısı etkisiyle buharlaştırarak ortadan kaldırıyordu. Göreceli kısa ameliyat süresi, yan etki sıklığının azlığı, cinsel yaşama ilişkin yan etki oranının düşük olması yüksek maliyetine rağmen cazibe kazanmasını sağladı. Bir anlamda; cerrahların çıkardıkları dokunun miktarından haz bulma ihtiyaçları diğer tarafta hastaların beklentileri zaman içerisinde Holmiyum Lazer (HoLEP) yönteminin geliştirilmesiyle sonlandı (Resim 3). Hekimin fotoğraflarla dökümante ederek hastaya ve yakınlarına gösterdiği prostat dokusuyla dolu kapların gurur verici etkisi karşılığında göreceli uzun ameliyat süresi, cinsel yaşama %80 düzeyinden fazla olumsuz yan etki yöntemin yüksek başarı oranına leke düşürdü. Ürologlar çıkan dokunun miktarına göreceli olarak öncelik verseler de hastaların etkin ve kalıcı tedavinin yanı sıra uygulama sonrası en az yan etki, mümkünse ağrısız süreç yaşama isteği, kısa hastane kalışı tercihi arayışların devam etmesini sağladı. Bu beklentiler Rezum tekniği klinik kullanıma girdi. Diğer tekniklerde olduğu gibi Rezum yönteminde de tedavi optik sistemle penis içerisindeki kanala girilerek gerçekleştirilir. İrileşerek idrar akımını engelleyen dokuya ulaşıldığında Rezum Probundaki tetik mekanizması kullanılarak sistemin ucundaki iğne saplanarak 9sn süreyle dokuya su buharı verilir (Resim 4). Sıcağın etkisiyle iyi huylu büyüyen dokular canlılıklarını zaman içerisinde yitirirler ve idrar atım zorluğu ortadan kalkar. Diğer kapalı tekniklerden farklı olarak, Rezum uygulamasının ardından mesane yıkamasının gerekmemesi çok daha ince idrar sondası kullanımına olanak tanır. Ayrıca, idrarın sürekli boşaltılmasının gerekli olmaması, işlem sırasında ve sonrasında kanama gelişme ihtimalinin çok düşük olması avantajlarıdır. Cinsel yaşama yan etkisinin olmaması hastaların Rezum uygulamasını diğer tekniklere göre daha fazla tercih etmelerine neden olmaktadır. Rezum dışındaki kapalı tekniklerde boşalma sırasında meninin dışarı gelmeme ihtimali %80 düzeylerindedir. Rezum uygulamasında bu yan etki %5 oranından azdır. Sonuç olarak; herhangi bir sağlık sorununun çözümünde hastaların haklı beklentisi kısa sürede etkili tedavinin en az yan etkiyle, can acıtmadan sağlanmasıdır. İyi huylu prostat büyümesinin girişimsel tedavisinde erkeklerin beklentilerinin tümünü karşılayabilme gücüne sahip bir yöntemdir

TURP tekniğiyle yüksek tedavi başarısı elde edilmesine rağmen hekimlerin ve teknolojinin arayışı durmadı. Çünkü, TURP etkin bir yöntem olsa da yan etkileri görmezden gelinemeyecek kadar fazlaydı. Özellikle doksanlı yıllar öncesinde TURP cerrahisi sonrası idrar kontrol sorunlarının çok sık yaşanması, operasyon sırasında gelişen kanamanın kontrol edilmesindeki zorluklar, ameliyat süresinin uzunluğu, cinsel yaşama olumsuz etkiler hekimleri ve hastaları sürece temkinli bakmaya sürüklüyordu.

Tam böylesi sorunların zihinleri meşgul ettiği günlerde klinik kullanıma Yeşil Işık (GreenLight) Lazer Ameliyatı geldi (Resim 2). Bu teknik; prostat dokusunu çıkarmadan, olduğu yerde, lazer enerjisinin ısı etkisiyle buharlaştırarak ortadan kaldırıyordu. Göreceli kısa ameliyat süresi, yan etki sıklığının azlığı, cinsel yaşama ilişkin yan etki oranının düşük olması yüksek maliyetine rağmen cazibe kazanmasını sağladı. 

Bir anlamda; cerrahların çıkardıkları dokunun miktarından haz bulma ihtiyaçları diğer tarafta hastaların beklentileri zaman içerisinde Holmiyum Lazer (HoLEP) yönteminin geliştirilmesiyle sonlandı (Resim 3). Hekimin fotoğraflarla dökümante ederek hastaya ve yakınlarına gösterdiği prostat dokusuyla dolu kapların gurur verici etkisi karşılığında göreceli uzun ameliyat süresi, cinsel yaşama %80 düzeyinden fazla olumsuz yan etki yöntemin yüksek başarı oranına leke düşürdü. 

Ürologlar çıkan dokunun miktarına göreceli olarak öncelik verseler de hastaların etkin ve kalıcı tedavinin yanı sıra uygulama sonrası en az yan etki, mümkünse ağrısız süreç yaşama isteği, kısa hastane kalışı tercihi arayışların devam etmesini sağladı. Bu beklentiler Rezum tekniği klinik kullanıma girdi.

Diğer tekniklerde olduğu gibi Rezum yönteminde de tedavi optik sistemle penis içerisindeki kanala girilerek gerçekleştirilir. İrileşerek idrar akımını engelleyen dokuya ulaşıldığında Rezum Probundaki tetik mekanizması kullanılarak sistemin ucundaki iğne saplanarak 9sn süreyle dokuya su buharı verilir (Resim 4). Sıcağın etkisiyle iyi huylu büyüyen dokular canlılıklarını zaman içerisinde yitirirler ve idrar atım zorluğu ortadan kalkar. Diğer kapalı tekniklerden farklı olarak, Rezum uygulamasının ardından mesane yıkamasının gerekmemesi çok daha ince idrar sondası kullanımına olanak tanır. Ayrıca, idrarın sürekli boşaltılmasının gerekli olmaması, işlem sırasında ve sonrasında kanama gelişme ihtimalinin çok düşük olması avantajlarıdır. 

Resim 4. Rezum probu.

Rezum probu
Rezum probu

 

Cinsel yaşama yan etkisinin olmaması hastaların Rezum uygulamasını diğer tekniklere göre daha fazla tercih etmelerine neden olmaktadır. Rezum dışındaki kapalı tekniklerde boşalma sırasında meninin dışarı gelmeme ihtimali %80 düzeylerindedir. Rezum uygulamasında bu yan etki %5 oranından azdır. 

Sonuç olarak; herhangi bir sağlık sorununun çözümünde hastaların haklı beklentisi kısa sürede etkili tedavinin en az yan etkiyle, can acıtmadan sağlanmasıdır. İyi huylu prostat büyümesinin girişimsel tedavisinde erkeklerin beklentilerinin tümünü karşılayabilme gücüne sahip bir yöntemdir. 

Resim 2: Yeşil Işık Lazer Tekniği ile prostat ameliyatı.

Yeşil Işık Lazer Tekniği ile prostat ameliyatı.
Yeşil Işık Lazer Tekniği ile prostat ameliyatı.

Resim 3. HoLEP yöntemiyle iyi huylu prostat büyümesi ameliyatı.

HoLEP yöntemiyle iyi huylu prostat büyümesi ameliyatı
HoLEP yöntemiyle iyi huylu prostat büyümesi ameliyatı
 

Kaynaklar

  1. https://www.baus.org.uk/_userfiles/pages/files/Museum/20%20-%20TURP.pdf
Diğer İçeriklerimiz