Testisler, erkek cinsiyetin “sperm” olarak isimlendirilen üreme hücrelerinin üretildiği organlardır. Bedenin alt bölümünde, vücuttan dışa doğru sarkan “skrotum“ adındaki torbanın içinde yer alırlar.
Testis, yaklaşık 10-15gr ağırlığında, 4,5x3x2,5cm boyutlarındadır.
Testislerde sperm üretiminden sorumlu bin kadar tüpçük (seminifer tübül) bulunur. Seminifer tübül içerisinde üreme (germinal) ve destek (Sertoli) hücreleri bulunur.
Epididim, testisin arka bölümünde yer alır. Görevi; üretilen spermlerin depolanması ve olgunlaşmasını sağlamaktır. Testiste üretilen spermler boşalma sırasında dışa atılmak üzere epididime doğru ilerler. Epididimin devamındaki kanal (duktus deferens) aracılığıyla taşınma işlemi sürdürülür. Meni kesesi (seminal vezikül) kanalıyla birleşerek “ejakülator kanalı yaratırlar. Ejakülator kanal prostat bezi seviyesinde penisin iç bölümünde dışarıya kadar uzanan idrar kanalına (üretra) spermleri boşaltır.
Testis dokusu içerisinde sperm üreten (germ) hücrelerinin kötü huylu karakter kazanması sonucunda testis kanseri gelişir. Özellikle 15-35 yaş arasındaki genç erkeklerde daha sık görülür. Erkeklerde görülen tüm kanserlerin yaklaşık %1 kadarını oluşturur.
Testislerin doğum sırasında skrotuma inmemiş olması, birinci derece akrabada testis kanseri öyküsü, bazı genetik hastalıklar, kısırlık (infertilite) sorunu önde gelen risk faktörleridir.
Teşhis sıklıkla hastanın eline testiste ağrısız, sert kitle gelmesiyle konulur. Ağrı yakınması yaklaşık %20 – 40 olguda görülür.
Testiste kitle saptanmasından sonra kanser teşhisi ve tedavi sürecini süratle tamamlamak en akılcı yoldur.
Hastaların saptadıkları testiste sert, giderek büyüyen, ağrısız kitlenin nitelikleri ürolog tarafından fizik muayeneyle değerlendirilir.
Muayene sonrası hastalara ultrasonografi yapılır. Böylece testisin iyi huylu (hidrosel, spermatosel, varikosel gibi) kitleleriyle ayırıcı tanı sağlar. Ultrosonografi yardımıyla teşhis mümkün olmazsa Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) kullanılmalıdır.
Testis kanserinden şüphe edilen hastalarda kanda (AFP, beta-hCG gibi) tümör belirleyicilerin düzeyine bakılır. Ayrıca hastalarda kan LDH düzeyinin ölçülmesi de uygun olur.
Testis kanseri süratle ilerleyerek yayılan bir hastalıktır. Bu nedenle, tanının kesinleştirilmesiyle beraber olabildiğince hızlı, temel tedavi cerrahi müdahale uygulanmalıdır.
Radikal orşiektomi olarak isimlendirilen cerrahi sırasında kitle testisle birlikte çıkarılır. Ameliyat kasık bölgesine yapılan kesi yardımıyla gerçekleştirilir. Operasyon sırasında doku bütünlüğü bozulmadan skrotumdan yukarı doğru çekilerek ve çevre dokudan serbestleştirilerek çıkartılır. Çıkarılan doku hastalık teşhisinin kesinleştirilmesi için patoloji uzmanı tarafından incelemeye alınır.
Doku incelemesiyle kanser tanısı kesinleştikten sonra Bilgisayarlı Tomografiyle batın arka duvarındaki lenfatik dokular başta olmak üzere tüm karın içerisi, gereken hallerde göğüs boşluğu değerlendirilerek evreleme süreci tamamlanır.
Cerrahi öncesi kan tahlillerinde AFP ve beta-hCG düzeyleri yüksek saptanan hastalarda operasyon sonrası yaklaşık 4. haftada bu testler yeniden tekrarlanır.
Patolojik değerlendirmede saptanan risk faktörleri, ameliyat sonrası kan testi sonuçları ve Bilgisayarlı Tomografi görüntüleri bir arada değerlendirilerek hastalığın tekrarlama olasılığı söz konusuysa ya da yayılmış (metastatik) hastalık varsa ilaç tedavisi (sıklıkla kemoterapi) planlanır.
Testis kanseri erken teşhis, etkin ve doğru tedavi sonrasında yaklaşık %95 oranında tam olarak tedavi edilebilir.
Erken Teşhis Hayat Kurtarır
Erken teşhis için genç erkeklerin ayda bir defa her iki testislerini elleriyle değerlendirmeleri, büyüme, sertlik gibi tespitleri olursa süratle üroloji uzmanı görüşü almaları hayat kurtarıcıdır